23 Şubat 2015 Pazartesi

Gidiyorum Tanrım.

Tanrım nasılsın?!
Biraz konuşmak istiyorum izin verirsen, ellerimi açmadan. Tanrım, ben bir adam sevdim, biraz kendim için. Biraz senin için sevdim, allah için derler ya öyle.
Ama benim için ötesi tanrım, yaptığını çok beğendim bu kez. Gökyüzüne sığmayan yıldızlarını ceplerine doldurmuşsun. Gözlerine saklamışsın ırmaklarından. Adını soruyordum söylemiyordu Tanrım.. Dişlerini sayamıyordum, saymak için bakmak istesem gözümü alıyordu parlaklığı. Yakut sanırım. Değil mi tanrım?Güneşigözlerine saklamışsın, ılık dursun soğumasın diye. Ben onun gözlerinde, suyun içine atılmış bir güneş gördüm! Herşey dört dörtlük.. Kalbi beni içine nasıl aldı bir bilsen, Ve nasıl bıraktı bir bilsen.. Ama tanrım, bunlardan değil ayaklarından bahsedeceğim. Gitti, hiç olmadı. Yani o ayaklar, hiç iyi olmamış tanrım.. Hayatı oynuyoruz, oyunlar hep böyle. Severken oynuyoruz kalplerimizle, giderken oynuyoruz kendimizle. Hepsinin içinde ölüm var, öldüren oyunlar oynayarak büyüdük biliyorsun. Saklambaç, kör ebe oynarken ölmüyorduk ama olsun. Ben ölürsem, acı çektirmeden öldürsün senin eleman.İnan çok acı çektim, dayanamam, rest çekerim, ölmem falan.. Şimdi ben tanrım; Herşeye karşı gardımı aldım, gidiyorum.. Bu ayaklarla evet, benimki tahtadan, zorlanacağım ama olsun. Pinokyo benzerliği biraz, ne zaman gitmek istesem ayaklarım uzadı ve dengemi sağlayıp yürüyemedim. Şimdi büyük bir adımla gitmeden evvel, Nereye gideceğimi bilmeden evvel, Bir soru soracağım sana ve cevabını gelince alacağım..
Kaderimde, bir daha gitmek var mı? Bunu unutma tanrım.. Şimdi gidiyorum ve nereye düşeceğimi bilmiyorum. Bunu şimdi söyle tanrım; Rüzgarsız, ılgın, durgun bir havada, ağaçtan ayrılan bir yaprağın, nereye düşeceğini kim belirler?! Şimdi söyle tanrım, düşeceğim.. Biliyorsun intihar acele edilmesi gereken bir iş.. Acele etmeyip beklersen düşünürsün, vazgeçersin falan.
Allah korusun!

5 Kasım 2014 Çarşamba

cay-ma-k

Ben hiç yanılmadım.
Ben, hep caydım..

Üzerinden zaman geçen, maziyi oluşturan tüm o anların toplamı kadar konuşuyorum. Yukarıda söylediğim iki nedenin dışında bir santim öteyi düşleyemedim. İzin vermediler.. Çünkü ne kadar istesekte kendimize adil davranamadık. İnsan birini düşlerken kendine adil davranmayı akıl edemez. Budur işte en noksan yanımız. "Ben bu kadını sevdim." diyor adam, cümlenin sonuna gelen nokta kadar kesin bir yargı bu. Toplumun içinde işaret parmağıyla gösterebilecek kadar kesin bir yargı bu..

İnsan biri gitti diye caymaz. İnsan kendiyle kaldı diye cayar. İnsan en çok kendinden cayar. Hayalinden cayar.. Gider; dibinde soluduğu ağaçtan cayar.Eşten, dosttan cayar.. Döner; odasından cayar. Balkonundaki çayından cayan bir çok insan tanıyorum.

7 Ekim 2014 Salı

bir yanlış? bütün doğrular!

uzunca bir süre lambaya baktıktan sonra, gözlerimde biriken yaşları kollarıma sildim. bu ıssızlığın üzerime sinmesine izin vermemeliydim. gene ileri gitmiş, gene haddimi aşmıştım. devamlı sınırları ihlal ediyordum. Allah'ım diyordum lütfen kapıyı çalmasınlar artık. kapıyı açmaktan, soruları cevaplamaktan usanmıştım. aynı şeylerin tekrar etmesini hazmedemiyorum. bu nasıl bir anlayış. neyin yetinmezliğidir bu?! uzatmadan, kendime kızmam gereken çok konu var. iyisi mi uyumak diyorum. kafamın yastıkla birleştiği andan yaklaşık beş dakika sonra uyumuşum. o beş dakika boyunca da bir şeylerin unutmuşluğuyla aklımı kurcaladım durdum. netice yok. diğer gün saat iki gibi uyandım. kahvaltı yapmakla yapmamak arasında gidip geldiğimi hatırlıyorum. hayat dalgası işte. aldı mı kollarına; bırakmıyor..



13 Eylül 2014 Cumartesi

Kalbimin kız kardesi: Didem Madak

Hep seninle ölmeyi düşlerdim,
Bugün seninle gülmeyi düşledim Didem!
Hani diyorum, bir bahar akşamı
"ulumak gibi ağlamak" yerine bir parkta çekirdek çitleyebilirdik seninle biz!
Papatya fallarına da bakabilirdik kahkahalar dolusu..
Biz koparmazdık be Didem papatyaları,
uzanırdık çimenlerin üzerine..
Sen tutardın çiçeği, ben sayardım;
seviyor! seviyor! seviyor! seviyor!
Hani diyorum ki Didem,
Hiç bir falı sevmiyor çıkarmazdık seninle biz!
AH! Kalbimin kız kardeşi!
Yani diyorum ki;
Bu kadar ölmeseydik
çiçekli şiirler bile yazabilirdik seninle biz!

4 Eylül 2014 Perşembe

birkiüç.

Her yerde bi asabiyet, herkes de bi atar hali. Nasıl bu hale geldik inan ki anlamıyorum. Oysa kutu kolayı içtekten sonra ayagımıza takıp yürümeye çalışan bi de buna gülen çocuklardık biz.. Böyle konusunca da yaşlanmış gibi falan hissediyor insan. Hala genç diye nitelenen bi yaşta olmak elbet güzel fakat; yaşıtlarımdan dolayı yaşlandım ben. Vala. Eskisi kadar, eskisi gibi demek dilime pek yakışmıyor ama hep dilimin ucuna geliyor, her iki lafımdan biri "eski" oluyor işte.. Canım yanıyor, can yakıyor ve herkes gibi yoluma devam ediyorum. bir tek rüyalarda eskiye dönebiliyorsun sonra. Sabah uyandığında yeniden mavi önlüğünü giyip, sabahın o kör vaktinde okul yoluna düşmeyi umuyorsun ki öyle olmuyor; acına, mutsuzluğuna, huzursuz işine, kederli insanların arasına geri dönüyor aynı stabilliğe fütursuzca devam ediyorsun.

27 Şubat 2014 Perşembe

eve döneli 6 ay olmuşsa demek..




      Ailemle yaşadığım günleri düşünüyorum bazen. Değişik evlerdeki değişik odalarımı.. Duvarlarımdaki posterlerimi, dağınık yatağımı, ders notlarımı. Benimle yaşıt Philips marka müzük setimi, hiç bir zaman çalmayı beceremediğim gitarımı, melodikamı. Odamın duvarlarında kimsenin göremeyeceği yerlere kurşun kalemle yazdığım mikroskobik harflerden oluşan cümlelerimi.. Plaklarımı, kasetlerimi.. Herkes yattıktan sonra uykusuzluğu yeni yeni keşfeden bir çocuğun, gece siyahtan laciverte dönene kadar kulaklıkla müzik dinlediğini, penceresinden vücudunun yarısını çıkarıp korka korka sigara içtiğini hatırlıyorum.
       Bu şehirdeyken yat borusu; sabah ezanıydı. Onu duyunca paniğe kapılırdım. Çok geç kalmışım derdim. Bir an önce uyumalıyım. Bazen de aileden biri gecenin ortasında uyanırdı. Ben nefesimi tutardım. Duyulmasın hiçbir şey! Anlaşılmasın uyumadığım! Anlaşılmasın herkes uyurken benim odamda çıplak ayakla volta attığım! İçimden söylediğim şarkılar eşliğinde.. ben o kalp çarpıntılarını çok sevmiştim.O korkuları. Uykusuzluğun en güler yüzlü tarafıydı tanıştığım dönemi... Bir iki saat gözlerimi kapatır annemin beni okula gitmem için uynadırmasını beklerdim. Dünyanın en iyi uyayan çocuk taklidini yapan bendim. Bi çok yıl sürdü bu gece tragedyası.
      Dikdörtgen olan odamda tahmin edileceği gibi yapacak fazla iş yoktu karanlıkta.
      Üstelik en önemlisi sessizlikti.
      Sessizlik..



7 Kasım 2013 Perşembe

Biraz düşünün abiler, ablalar !



Bir insan iradesini kullanamıyorsa nasıl başkalarından daha iyi Müslüman olabildiğini iddia eder?! Bu kanıya neden vardığıma gelince nedense kendilerini din büyüğü gibi göstermeye çabalayanlar nedense hep kadınların üstünden üstünlük taslamaya çabalıyorlar.. Bir erkeğin hiç mi iradesi yok da gördüğü kadınlarla yatmayı mı düşünüyor ki, sözde din büyükleri devamlı kadınları ilgilendiren konuları gündeme getiriyorlar. Yok TBMM'de türban krizi, yok okullarda kızların merdiven altında bacaklarına bakıyorlar, bir kızla erkek aynı yerde olursa zina olmuş olur, hamile kadının sokağa çıkması caiz değilmiş, yok kadın başı açık gezince kirlenirmiş.. Ne bunlar, ne bunları söyleyenler dindar ! Allah her insana Kur'an da ilk önce "oku", "Allah'ın adıyla oku"diye emir vermemiş midir? Bir değil binlerce kere okuyun ki sizlere nasip olanı alabilesiniz. Din öyle onun  bunu söylediği gibi değildir. Bir iki kişi için değil milyarca insan için inmiş bir kitap varken neden hala onun bunun sözünü din sayıyorsunuz?!